Yenidoğan sepsisinde bu belirtileri göz ardı etmeyin: İlk 28 gün kritik
Emmede azalma, halsizlik, solunum güçlüğü ve vücut ısısında değişiklik yenidoğan sepsisinin işareti olabilir; erken değerlendirme hayati önem taşıyor.
Bilge Türk | Çocuk Doktoru
İSTANBUL / TÜRKİYE — Yaşamın ilk ayında ortaya çıkabilen yenidoğan sepsisi hızla ağırlaşabildiği için emmede belirgin azalma, halsizlik, solunum güçlüğü, cilt renginde değişiklik veya vücut ısısında olağandışı düşüş ve yükselme gibi belirtilerin gecikmeden değerlendirilmesi gerekiyor.
13 Eylül Dünya Sepsis Günü kapsamında aileleri uyaran Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Turan Tunç, yenidoğanlarda sepsisin bazen ateş yerine vücut ısısının düşmesiyle de kendini gösterebileceğini belirterek ebeveynlerin “bir şeyler yolunda gitmiyor” hissini önemsemeleri gerektiğini söyledi.
Yenidoğan sepsisi neden bu kadar hızlı ilerleyebiliyor?
Yenidoğan sepsisi, enfeksiyona karşı vücudun verdiği ciddi ve kontrolsüz yanıt sonucunda ortaya çıkabilen, acil tıbbi müdahale gerektiren bir tablo.
Bakteriler en sık nedenler arasında bulunsa da viral ve mantar kaynaklı enfeksiyonlar da sepsise yol açabiliyor.
Yenidoğan bebeklerde bağışıklık sisteminin henüz tam olarak gelişmemiş olması nedeniyle enfeksiyon daha hızlı ilerleyebiliyor. Bu nedenle özellikle yaşamın ilk haftalarında bebeğin genel durumundaki küçük değişikliklerin bile dikkatle izlenmesi önem taşıyor.
Prof. Dr. Tunç, sepsisin basit bir enfeksiyon gibi değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Hastalık ilerlediğinde dolaşım, solunum ve farklı organ sistemlerini etkileyebildiği için erken fark edilmesi tedavi açısından kritik hale geliyor.
Ebeveynlerin yalnızca ateşe odaklanmaması da önemli. Yenidoğanlarda bazı ciddi enfeksiyonlarda yüksek ateş yerine normalden düşük vücut ısısı görülebiliyor.
İlk 28 gün sepsis açısından özel önem taşıyor
Yenidoğan dönemi genel olarak yaşamın ilk 28 gününü kapsıyor ve sepsis ortaya çıkış zamanına göre erken ve geç başlangıçlı olarak değerlendirilebiliyor.
Prof. Dr. Tunç’un aktardığı sınıflamaya göre 0-3. günlerde görülen erken başlangıçlı sepsis, çoğu zaman doğum sürecinde anneden bebeğe geçen mikroorganizmalarla ilişkili olabiliyor.
4-28. günler arasında görülen geç başlangıçlı sepsis ise doğum sonrasında çevre, hastane ortamı, hijyen koşulları veya yakın temas gibi farklı kaynaklarla ilişkili gelişebiliyor. Prematüre bebeklerde risk dönemi hastanede yatış süresince daha uzun devam edebiliyor.
Bu nedenle özellikle yenidoğan döneminde bebeğe temas eden kişilerin el hijyenine dikkat etmesi ve gereksiz kalabalık ziyaretlerin sınırlandırılması öneriliyor.
Prematüre doğan, düşük doğum ağırlığı bulunan veya doğum sürecinde enfeksiyon açısından ek risk taşıyan bebeklerin daha yakından takip edilmesi gerekiyor.
Emmede azalma ve halsizlik önemli uyarı işaretleri
Yenidoğan bebeklerde sepsis belirtileri her zaman çok belirgin olmayabiliyor. Bazen ilk işaret yalnızca bebeğin normal davranışından farklı görünmesi olabiliyor.
Ailelerin özellikle şu bulgulara dikkat etmesi gerekiyor:
- Emmede belirgin azalma veya emmeyi reddetme
- Olağan dışı halsizlik ve hareketlerde azalma
- Kusma
- Ateş veya vücut ısısında düşme
- Ciltte belirgin solukluk veya morarma
- Hızlı, düzensiz ya da güçlükle solunum
- Bebeğin genel davranışında belirgin değişiklik
Prof. Dr. Tunç’a göre her huzursuzluk sepsis anlamına gelmiyor. Ancak huzursuzluğa emmede azalma, belirgin halsizlik, renk değişikliği veya solunum problemi eşlik ediyorsa beklemek yerine sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor.
“Aileler içlerindeki ‘bir şeyler ters gidiyor’ hissine güvenmeli.”
Özellikle yenidoğan döneminde bebeğin daha önceki davranışından belirgin biçimde farklılaşması, aile tarafından fark edilen önemli bir uyarı işareti olabilir.
Gebelikte GBS taraması erken başlangıçlı enfeksiyon riskini azaltabiliyor
Yenidoğan sepsisini önlemeye yönelik önemli uygulamalardan biri gebeliğin son döneminde yapılan B Grubu Streptokok (GBS) taraması.
Annede GBS taşıyıcılığı saptanması halinde doğum sırasında uygun antibiyotik tedavisi uygulanması, bakterinin bebeğe geçme riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.
Prof. Dr. Tunç, doğum şeklinin tek başına belirleyici olmadığını; hijyen koşulları, enfeksiyon riski ve doğum sürecinin özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Uzamış doğum süreçleri veya uygun olmayan hijyen koşulları enfeksiyon riskini artırabilecek faktörler arasında değerlendirilebiliyor.
Ailelerin doğum sonrasında da enfeksiyon kontrolüne dikkat etmeleri gerekiyor. Bebeğe dokunmadan önce ellerin yıkanması, yenidoğanın çok sayıda kişiyle yakın temastan korunması ve kullanılan biberon veya emziklerin uygun şekilde temizlenmesi alınabilecek temel önlemler arasında.
Göbek kordonunun da temiz ve kuru tutulması öneriliyor.
Anne sütü, hijyen ve ten tene temas koruyucu desteğin parçaları
Prof. Dr. Tunç, yenidoğanın enfeksiyonlardan korunmasında anne sütünün önemli bir destek olduğunu belirtiyor.
Anne sütü, içerdiği bağışıklık bileşenleri sayesinde bebeğin enfeksiyonlara karşı doğal savunmasına katkı sağlıyor.
Uygun koşullarda yapılan kanguru bakımı ve ten tene temas da özellikle bebeğin vücut ısısının korunmasına, anne-bebek bağının desteklenmesine ve genel bakım sürecine katkıda bulunabiliyor.
Bununla birlikte bu yöntemler tıbbi enfeksiyon önleme uygulamalarının veya gerekli tedavinin yerine geçmiyor.
Yenidoğan döneminde temel korunma adımları arasında el hijyeni, hasta kişilerle temastan kaçınma, kalabalık ziyaretleri sınırlama ve bebeğin bakımında kullanılan malzemeleri temiz tutma öne çıkıyor.
Özellikle prematüre veya düşük doğum ağırlıklı bebeklerde doktorun önerdiği takiplerin aksatılmaması gerekiyor.
Sepsis şüphesinde ateş düşürücü verip beklemek riskli olabilir
Yenidoğan sepsisi şüphesinde tanı; bebeğin fizik muayenesi, kan ve idrar testleri ile gerektiğinde kültür incelemeleri gibi değerlendirmelerle konulabiliyor.
Hekimin sepsisten şüphelendiği durumlarda tedavi hastanede ve damar yoluyla verilen antibiyotiklerle başlatılabiliyor. Tedavi planı bebeğin klinik durumuna ve enfeksiyonun olası kaynağına göre düzenleniyor.
Prof. Dr. Tunç, belirtiler varken yalnızca ateş düşürücü verip beklemenin önemli bir hata olabileceğine dikkat çekiyor.
Bunun bir nedeni de yenidoğan sepsisinde her zaman yüksek ateş görülmemesi.
Bazı bebeklerde vücut ısısının düşmesi, ateşten daha belirgin bir enfeksiyon işareti olabiliyor. Ateş düşürücü ilaçlar da enfeksiyonun nedenini ortadan kaldırmıyor ve tıbbi değerlendirme ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.
Emmede belirgin azalma, olağan dışı halsizlik, morarma, solunum güçlüğü, belirgin vücut ısısı değişikliği veya bebeğin genel durumunda ani bozulma varsa ailelerin evde gözlemlemekle yetinmemesi gerekiyor.
Yenidoğan sepsisinde erken tanı ve tedavi kalıcı komplikasyonların ve hayati riskin azaltılmasında kritik önem taşıyor. Bu nedenle yaşamın ilk ayında bebeğin olağan davranışındaki belirgin değişikliklerin “geçer” diye ertelenmemesi öneriliyor.
CocukDoktoru.Net
Tepkiniz nedir?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)