Çocukların göz sağlığını tehdit eden 6 yaz riski ve korunma yolları
Uzmanlar; ekran süresi, UV ışınları, havuz, deniz, kontakt lens, alerji ve klimanın çocuklarda göz şikâyetlerini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Bilge Türk | Çocuk Doktoru
İSTANBUL, TÜRKİYE — Yaz tatilinde artan ekran kullanımı, güneş ışınları, havuz ve deniz suyu ile klimalı ortamlar çocuklarda göz kuruluğu, tahriş, alerji ve enfeksiyon şikâyetlerini artırabiliyor.
Çocukların gözleri gelişimini sürdürdüğü için yaz mevsimine özgü çevresel etkenlere ve uzun süreli ekran kullanımına karşı daha dikkatli olunması gerekiyor. Uzmanlar; uygun güneş gözlüğü seçimi, ekran molaları, yüzme gözlüğü kullanımı ve göz hijyeni gibi önlemlerin göz sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, çocuklarda yaz döneminde göz şikâyetlerine yol açabilen altı önemli risk hakkında bilgi vererek ailelere alınabilecek önlemleri anlattı.
Çolakoğlu, çocukların gelişim dönemindeki gözlerinin uzun süreli ekran maruziyeti ve çevresel faktörlerden etkilenebildiğini belirtti. Yaz aylarında göz kuruluğu, kızarıklık, kaşıntı, yanma ve alerjik göz şikâyetlerinin daha sık görülebildiğine dikkat çekti.
Artan ekran süresi göz yorgunluğuna yol açabiliyor
Okulların tatil olmasıyla çocukların telefon, tablet, bilgisayar ve oyun konsolu karşısında geçirdiği süre artabiliyor. Uzun süre ekrana bakmak göz kırpma sayısının azalmasına ve göz yüzeyinin yeterince nemlenememesine neden olabiliyor.
Bu durum çocuklarda göz kuruluğu, yanma, batma, bulanık görme, odaklanma güçlüğü ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle ortaya çıkabiliyor. Ekrana çok yakın mesafeden ve uzun süre aralıksız bakılması göz yorgunluğunu daha da artırabiliyor.
Çolakoğlu, ailelerin ekran kullanım süresini çocuklarıyla birlikte planlamasını ve düzenli molalar verilmesini önerdi.
Çocuklara “20-20-20 kuralı” olarak bilinen alışkanlığın kazandırılabileceğini belirten Çolakoğlu, ekran karşısında geçirilen her 20 dakikanın ardından en az 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaktaki bir noktaya bakılmasının gözlerin dinlenmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.
Ekranın çocuğun göz hizasının biraz altında konumlandırılması, uygun mesafede tutulması ve karanlık ortamda parlak ekrana bakılmaması da alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.
Havuz ve deniz suyu gözleri tahriş edebiliyor
Havuz suyundaki klor ve yetersiz hijyen koşulları ile deniz suyundaki tuz, kum ve mikroorganizmalar çocukların gözlerinde tahrişe yol açabiliyor.
Havuz veya deniz sonrasında gözlerde kızarıklık, yanma, batma, sulanma ve kaşıntı görülebiliyor. Kirli ellerle gözlere dokunulması veya gözlerin ovuşturulması enfeksiyon riskini artırabiliyor.
Çolakoğlu, özellikle havuzda ve mümkünse denizde gözü tam olarak çevreleyen koruyucu yüzme gözlüğü kullanılmasını önerdi. Yüzme gözlüğünün çocuğun yüzüne uygun olması, su almaması ve başka kişilerle ortak kullanılmaması gerekiyor.
Havuzdan veya denizden çıktıktan sonra yüzün ve göz çevresinin temiz suyla durulanması öneriliyor. Gözlerin içine sabun veya şampuan kaçırılmaması, gözlerin kirli havluyla silinmemesi ve ortak havlu kullanılmaması da önem taşıyor.
Çocuğun gözünde belirgin ağrı, yoğun çapaklanma, ışığa karşı hassasiyet veya görmede azalma gelişmesi durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
Kontakt lensle yüzmek enfeksiyon riskini artırıyor
Kontakt lens kullanan çocukların ve gençlerin denize ya da havuza lensle girmemesi öneriliyor. Suda bulunabilen bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmalar kontakt lens yüzeyine tutunabiliyor.
Lensin göz üzerinde kalması, mikroorganizmaların kornea ile daha uzun süre temas etmesine neden olarak ciddi göz enfeksiyonlarının gelişme riskini artırabiliyor.
Klorlu havuz suyu ve tuzlu deniz suyu aynı zamanda kontakt lensin yapısını etkileyerek gözde batma, yanma, kızarıklık ve yabancı cisim hissine yol açabiliyor.
Çolakoğlu, yüzme sırasında kontakt lens kullanılmamasının en güvenli yaklaşım olduğunu belirtti. Lens kullanılmasının zorunlu olduğu durumlarda ise tek kullanımlık lenslerin ve lensin üzerine koruyucu yüzme gözlüğünün tercih edilmesini önerdi.
Bu durumda lenslerin sudan çıktıktan hemen sonra çıkarılarak atılması gerekiyor. Suya temas eden lenslerin yeniden kullanılmaması ve lens kabının musluk suyuyla yıkanmaması önem taşıyor.
Koyu renk cam UV koruması anlamına gelmiyor
Yoğun ultraviyole ışınlarına uzun süre korunmasız biçimde maruz kalmak çocukların gözlerinde tahriş ve rahatsızlık oluşturabiliyor. Uzun süreli UV maruziyetinin ilerleyen dönemlerde bazı göz hastalıklarının gelişme riskini artırabileceği belirtiliyor.
Çocukların dışarı çıkarken güneşe doğrudan bakmaması, geniş kenarlı şapka kullanması ve UV korumalı güneş gözlüğü takması öneriliyor.
Çolakoğlu, toplumda yaygın olan “koyu renkli cam daha fazla korur” düşüncesinin doğru olmadığını vurguladı.
Güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması, UV ışınlarına karşı koruma sağladığı anlamına gelmiyor. UV filtresi bulunmayan koyu renkli camlar göz bebeğinin büyümesine neden olabileceği için göze daha fazla zararlı ışın ulaşmasına yol açabiliyor.
Bu nedenle güneş gözlüğü satın alınırken camın renginden çok UV koruma özelliğine dikkat edilmesi gerekiyor. UV400 veya yüzde 100 UV koruması sağlayan, güvenilir yerlerden alınmış ve çocuğun yüzüne uygun gözlüklerin tercih edilmesi öneriliyor.
Gözlüğün göz çevresini yeterince kapatması, kırılmaya karşı dayanıklı olması ve çocuğun hareketleri sırasında yüzünden kolayca düşmemesi de seçim sırasında dikkate alınması gereken özellikler arasında bulunuyor.
Yaz alerjileri kaşıntı ve kızarıklığı artırabiliyor
Polenler, çimenler, toz, küf sporları ve diğer çevresel alerjenler yaz aylarında çocuklarda alerjik göz şikâyetlerini artırabiliyor.
Alerjik göz rahatsızlıkları genellikle iki gözde birden kaşıntı, kızarıklık, sulanma, batma ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.
Çocuğun gözlerini ovuşturması, göz yüzeyindeki tahrişi ve alerjik şikâyetleri daha da artırabiliyor. Sürekli ve sert biçimde göz ovuşturulması göz yüzeyine zarar verebiliyor.
Alerji dönemlerinde çocukların dışarıdan geldikten sonra ellerini ve yüzlerini yıkaması, kirli ellerle gözlerine dokunmaması ve kişisel havlularını başkalarıyla paylaşmaması öneriliyor.
Göz çevresine kısa süreli soğuk kompres uygulanması bazı çocuklarda kaşıntı ve şişlik hissinin azalmasına yardımcı olabiliyor. Ancak doktor önerisi olmadan antibiyotikli, kortizonlu veya kızarıklık giderici göz damlası kullanılmaması gerekiyor.
Şikâyetlerin uzun sürmesi, görmeyi etkilemesi veya gözde ağrıya neden olması durumunda göz hastalıkları uzmanına başvurulması önem taşıyor.
Klimanın doğrudan yüze üflemesine izin vermeyin
Yaz aylarında klimalı ortamlarda uzun süre bulunmak gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına neden olabiliyor. Bu durum çocuklarda göz kuruluğu, yanma, batma, kızarıklık ve gözde yabancı cisim varmış hissi oluşturabiliyor.
Klimadan çıkan havanın doğrudan çocuğun yüzüne veya gözlerine yönelmesi şikâyetleri artırabiliyor. Araçlarda ve evlerde klima kanatlarının çocuğun yüzüne doğru çevrilmemesi öneriliyor.
Çolakoğlu, çok kuru ortamlardan kaçınılması, kapalı alanların belirli aralıklarla havalandırılması ve çocukların gün boyunca yeterli miktarda sıvı tüketmesinin sağlanması gerektiğini belirtti.
Ekran kullanılan klimalı ortamlarda göz kuruluğu riski daha da artabileceği için düzenli ekran molaları verilmesi ve çocuğun göz kırpmasının hatırlatılması da önem taşıyor.
Uzmanlar, yaz aylarında ortaya çıkan her kızarıklık veya kaşıntının aynı nedenden kaynaklanmadığını vurguluyor. Gözde ağrı, ışığa karşı aşırı hassasiyet, yoğun akıntı, kapaklarda belirgin şişlik veya görmede azalma bulunması durumunda çocuğun göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
ÇocukDoktoru.Net
Tepkiniz nedir?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)