Çocuklarda yapay zeka kullanımı: Yaşa göre riskler ve ailelere öneriler
Yapay zeka öğrenmeyi destekleyebilir; ancak yaşa uygun olmayan ve denetimsiz kullanım, yanlış bilgi, mahremiyet ve sosyal gelişim riskleri taşıyabilir.
Bilge Türk | Çocuk Doktoru
İZMİR, TÜRKİYE — Yapay zekâ araçları çocukların öğrenme ve üretme süreçlerine destek olabilse de yaşa uygun olmayan, uzun süreli ve denetimsiz kullanım yanlış bilgi, mahremiyet ve sosyal gelişim riskleri doğurabiliyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Sema Bayçın, ailelerin teknolojiyi tamamen yasaklamak yerine çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun sınırlar koymasının, kullanımı birlikte takip etmesinin ve gerçek yaşam deneyimlerini korumasının önemli olduğunu belirtti. Batıgöz Sağlık Grubunun resmî hekim bilgilerinde Bayçın, Balçova biriminde görev yapan psikiyatri uzmanı olarak yer alıyor.
Amerikan Pediatri Akademisinin 2026 tarihli değerlendirmesi de üretken yapay zekânın kişiselleştirilmiş öğrenme, yaratıcılık ve iletişim açısından fırsatlar sunabildiğini; buna karşılık yanlış bilgi, veri güvenliği ve yapay zekâyı arkadaş ya da bakım veren gibi algılama risklerinin gelişim dönemlerine göre ele alınması gerektiğini bildiriyor.
Erken çocuklukta gerçek dünya deneyimleri öncelikli olmalı
Yaşamın ilk yıllarında çocuklar; dokunarak, hareket ederek, nesneleri deneyerek ve yetişkinlerle karşılıklı iletişim kurarak öğreniyor. Ekran başında geçirilen sürenin artması, oyun, hareket, uyku, aile iletişimi ve akranlarla etkileşim için ayrılan zamanı azaltabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü, 2 yaşından küçük çocuklarda hareketsiz ekran süresinden kaçınılmasını; 3-4 yaş grubunda ise ekran başında geçirilen hareketsiz sürenin günde bir saati aşmamasını ve daha azının tercih edilmesini öneriyor. Kurum, ekran yerine yetişkin eşliğinde kitap okuma, hikâye anlatma, oyun ve fiziksel etkinliklerin desteklenmesini istiyor.
Ekran kullanımına ilişkin araştırmalar her zaman doğrudan neden-sonuç ilişkisi göstermiyor. Bununla birlikte 7 bin 97 çocuk ve annesinin incelendiği bir kohort çalışmasında, 1 yaşındaki daha uzun ekran süresiyle 2 ve 4 yaşlarındaki iletişim ve problem çözme gecikmeleri arasında doza bağlı ilişki gözlendi. Araştırmacılar, çalışmada eğitsel ve eğlence amaçlı ekran kullanımının birbirinden ayrılamamasını önemli bir sınırlılık olarak bildirdi.
Bayçın, erken çocuklukta yapay zekâ veya ekran kullanımının oyunun ve yüz yüze iletişimin yerine geçmemesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Erken çocukluk döneminde çocukların en önemli öğrenme kaynağı gerçek yaşam deneyimleridir. Oyun oynamak, akranlarıyla iletişim kurmak, aile bireyleriyle vakit geçirmek ve çevreyi keşfetmek gelişimin temel yapı taşlarını oluşturur.”
Okul öncesinde yapay zekâ canlı bir varlık gibi algılanabilir
İki ile 6 yaş arasındaki çocuklarda hayal ile gerçek arasındaki sınırlar henüz yetişkinlerdeki kadar belirgin olmayabilir. İnsan sesiyle konuşan oyuncaklar, akıllı asistanlar ve sohbet sistemleri bazı çocuklar tarafından düşünen, hisseden veya kendilerini anlayan canlı bir varlık gibi algılanabilir.
UNICEF, küçük çocuklara yapay zekânın insan gibi düşünmediğinin ve hissetmediğinin sade örneklerle anlatılmasını öneriyor. Ebeveynlerin bir sohbet aracını çocukla birlikte kullanması, yanıtların hangi bölümlerinin yararlı ya da hatalı olabileceğini konuşması ve aracın sınırlarını göstermesi erken yapay zekâ okuryazarlığını destekleyebilir.
Bu yaşta çocukların sesli sistemlerle yalnız bırakılmaması, özel bilgilerini paylaşmamaları ve uygulamaların yaş koşullarının kontrol edilmesi önem taşıyor. UNICEF’in 2025 yılında güncellediği rehber; çocuk odaklı yapay zekâ sistemlerinde güvenlik, veri gizliliği, şeffaflık, ayrımcılığın önlenmesi ve gelişimsel uygunluk şartlarının birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Bayçın’a göre bu dönemde teknolojik etkileşimler, çocuğun yetişkinlerin yüz ifadelerini, ses tonunu, karşılıklı konuşma sırasını ve empatiyi gerçek ilişkiler içinde öğrenmesinin önüne geçmemeli. Yapay zekâ destekli bir uygulama kısa bir eğitsel etkinlik olarak kullanılabilir; ancak ebeveynle oyun, kitap okuma ve fiziksel keşfin yerine konulmamalı.
İlkokul çağında doğruluk ve üretkenlik birlikte korunmalı
Yedi ile 11 yaş arasındaki çocuklar yapay zekâyı ödev araştırmak, hikâye oluşturmak, yabancı dil çalışmak veya merak ettikleri sorulara yanıt bulmak için kullanabiliyor. Bu araçlar doğru yönlendirildiğinde düşünce geliştirme ve öğrenmeyi çeşitlendirme açısından yardımcı olabilir.
Ancak yapay zekâ sistemleri zaman zaman gerçek dışı bilgiler, uydurma kaynaklar veya doğru gibi görünen hatalı açıklamalar üretebiliyor. Çocukların akıcı ve kendinden emin biçimde yazılmış bir cevabı otomatik olarak doğru kabul etmesi mümkündür. Amerikan Pediatri Akademisi, yapay zekânın güçlü ancak kusurlu bir araç olduğunu ve çocukların çıktıları eleştirel biçimde değerlendirmeyi öğrenmesi gerektiğini vurguluyor.
Aileler çocuklara şu soruları öğretilebilir:
- Bu bilginin kaynağı nedir?
- Başka güvenilir kaynaklar aynı şeyi söylüyor mu?
- Yapay zekâ hangi noktada hata yapmış olabilir?
- Bu ödevde benim düşüncem ve katkım nerede?
- Sisteme kişisel bilgi vermem gerekiyor mu?
Yapay zekânın bütün ödevi hazırlaması yerine konu önerme, örnek oluşturma veya çocuğun yazdığı metne geri bildirim verme amacıyla kullanılması daha uygun bir model olabilir. Böylece araç çocuğun yerine düşünen bir sistem değil, öğrenme sürecine yardımcı olan bir destek hâline gelir.
Ergenlikte dijital arkadaşlık ve mahremiyet riski artabilir
Ergenlik; kimlik gelişimi, akran kabulü, duygusal yakınlık ve bağımsızlaşma ihtiyacının belirginleştiği bir dönem. Sürekli ulaşılabilir, tartışmayan ve kullanıcıyı onaylayan yapay zekâ karakterleri bazı gençler için gerçek ilişkilerden daha kolay görünebilir.
Amerikan Psikoloji Derneği, bazı gençlerin sohbet robotlarına aşırı bağlanabildiğini ve programlanmış empatiyi gerçek bir anlayış olarak değerlendirebildiğini bildiriyor. Kurum, yapay zekâ arkadaşlarının insan ilişkilerindeki duygusal derinliği karşılayamayacağını; ebeveynlerin gençlerin kullandığı uygulamaları merak eden ve yargılamayan bir yaklaşımla konuşması gerektiğini belirtiyor.
Yapay zekâya sağlık, ruh sağlığı, aile sorunları veya özel hayat hakkında bilgi veren gençler yanlış yönlendirme ve mahremiyet ihlali riskiyle de karşılaşabilir. Yapay zekânın sağlıkla ilgili yanıtları ikna edici görünse bile hatalı olabilir; tıbbi veya psikolojik yardımın yerini almamalıdır.
UNICEF’in farklı ülkelerde yaptığı araştırmada, incelenen gruplardaki çocukların yarısına kadarının yapay zekâ kullandığı, birçok çocuğun ödev için bu sistemlerden yararlandığı ve yaklaşık her 10 çocuktan birinin kendisini endişelendiren konularda yapay zekâya danıştığı bildirildi. UNICEF aynı zamanda yapay zekânın çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimi üzerindeki uzun vadeli etkileri konusunda hâlâ önemli kanıt eksiklikleri bulunduğunu vurguluyor.
Aileler yasaklamak yerine rehberlik etmeli
Yapay zekâ çocuklar için tamamen zararlı veya bütünüyle faydalı bir teknoloji olarak görülmemeli. Yaşa uygun, sınırlı ve yetişkin rehberliğindeki kullanım yabancı dil, kodlama, fikir geliştirme, erişilebilirlik ve öğrenme desteği sağlayabilir. Denetimsiz kullanım ise yanlış bilgi, özel verilerin paylaşılması, bağımlı kullanım ve gerçek ilişkilerden uzaklaşma gibi sorunlara yol açabilir.
Ailelerin uygulayabileceği temel yaklaşım şöyle özetlenebilir:
- Kullanılan uygulamanın yaş sınırını ve gizlilik koşullarını kontrol edin.
- Küçük çocukların yapay zekâyı yalnız kullanmasına izin vermeyin.
- Ad, adres, okul, fotoğraf ve sağlık bilgisi gibi kişisel verilerin paylaşılmamasını öğretin.
- Yapay zekâ yanıtlarını güvenilir kaynaklarla birlikte doğrulayın.
- Ödevlerde çocuğun kendi düşünme ve yazma sürecini koruyun.
- Uyku, hareket, oyun ve aile zamanını teknolojiye karşı önceliklendirin.
- Yapay zekâ arkadaşlarının gerçek insan ilişkilerinin yerini almasına izin vermeyin.
Bayçın, ailelerin teknoloji konusunda yalnızca kural koyan değil, çocukla birlikte öğrenen bir konumda bulunmasının daha sağlıklı olduğunu belirtti:
“Yapay zekâ ve dijital araçlar; oyunun, gerçek sosyal ilişkilerin, aile içi iletişimin ve üretken öğrenme deneyimlerinin yerini almamalıdır.”
Çocuğun yapay zekâyı bırakamaması, uyku ve ders düzeninin bozulması, arkadaşlardan uzaklaşması, bir sohbet robotuna yoğun duygusal bağ geliştirmesi veya gizli biçimde riskli içeriklere yönelmesi durumunda çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınması öneriliyor.
CocukDoktoru.Net
Tepkiniz nedir?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Vay
0
Üzgün
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)