Sosyal Fobi Ergenlikte Zirve Yapıyor: Çocuklar Seyrederek Değil, Üreterek Büyümeli

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal fobinin ergenlikte zirve yaptığını, sosyal medya ve kültürel etkenlerin bu durumu pekiştirdiğini belirtti. Tedavi yöntemleri arasında VR ve mizah öne çıkıyor.

Jul 14, 2025 - 13:25
0
Sosyal Fobi Ergenlikte Zirve Yapıyor: Çocuklar Seyrederek Değil, Üreterek Büyümeli

Sosyal Fobi Ergenlikte Zirve Yapıyor: Çocuklar Seyrederek Değil, Üreterek Büyümeli

İYİ PSİKOLOG / İSTANBUL

Toplum ve teknoloji, sosyal fobiyi tetikliyor

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal fobinin genellikle çocuklukta başladığını ve ergenlik döneminde zirveye ulaştığını belirtti. Sosyal kaygı bozukluğu nedeniyle özellikle zeki çocukların akademik başarılarında belirgin düşüşler yaşanabildiğini ifade eden Tarhan, “Toplumumuzun kültürel yapısı ve sosyal medya alışkanlıkları, sosyal fobiyi destekleyen bir zemin oluşturuyor” dedi.

Sosyal kaygı ve sosyal fobi birbirinden farklı

Tarhan’a göre sosyal kaygı ve sosyal fobi sıklıkla karıştırılsa da temelde farklı kavramlardır. Utangaçlık ve çekingenlik kültürel olarak yüceltildiği için sosyal kaygı toplumda daha yaygın. Ancak sosyal fobi, kişinin işlevselliğini olumsuz etkileyen, hayat kalitesini düşüren ve kişinin bildiklerini bile ifade edememesine neden olan bir bozukluk. “Sosyal fobisi olan çocuklar, tahtaya kalkmak zorunda kaldıklarında fiziksel olarak titreme, kızarma, konuşamama gibi yoğun tepkiler gösterebilir” diyen Tarhan, bu durumun ilerleyen yaşlarda da performans kaybı ve içe kapanıklıkla sonuçlandığını vurguladı.

Sosyal medya sosyal kaçınmayı pekiştiriyor

Günümüzde çocukların çoğunun ekran başında büyüdüğünü ve bu durumun sosyal fobiyi daha da derinleştirdiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, sosyal medya kullanımının bireyleri üretkenlikten uzaklaştırdığını ifade etti: “Sürekli seyreden çocuklar, büyüdüklerinde de hayatı yalnızca izleyen bireyler haline geliyor. Seyirci değil, sorgulayan ve üreten bireyler yetiştirmek istiyorsak, çocuklara hata yapma hakkı tanımalı, ekran sürelerini sınırlamalıyız.”

Tarhan, sosyal fobiyle baş eden çocukların sosyal beceri gelişimi için dijital ortamlardan uzaklaştırılması, gerçek sosyal ortamlarda deneyim kazanması gerektiğini de ekledi.

Hatalı düşünceler performans kaybına neden oluyor

Sosyal fobisi olan bireylerde “Yetersizim, başarısızım, sevgiyi hak etmiyorum” gibi hatalı otomatik düşüncelerin yaygın olduğunu belirten Tarhan, bu düşüncelerin kişinin sosyal ortamlardan kaçınmasına ve depresyona yatkın hale gelmesine neden olduğunu söyledi. Bu bireylerin kendilerini olduğundan daha değersiz algıladıklarına dikkat çekerek, “Benlik algısı düşük olan kişiler, özgüven eksikliği nedeniyle sosyal ilişkilerde zorlanır ve pasifleşirler. Bu da sosyal başarılarının önünde bir engel oluşturur” dedi.

Sanal gerçeklik terapileri ve mizah önemli araçlar

Sosyal fobi tedavisinde sanal gerçeklik gözlüklerinin (VR) ve nörofeedback cihazlarının yaygın şekilde kullanıldığını açıklayan Tarhan, bireyin sosyal korkularla kontrollü şekilde yüzleşmesini sağlayan bu yöntemlerin etkili sonuçlar verdiğini ifade etti. VR gözlükleri sayesinde bireyler, sunum yapma ya da kalabalık önünde konuşma gibi durumları sanal ortamda deneyimleyerek duyarsızlaşma sürecine giriyor.

Ayrıca mizahın sosyal fobiyle baş etmede oldukça etkili bir araç olduğunu belirten Tarhan, “Kendine gülebilen birey, kaygılarını yönetmede çok daha başarılı olur. Kaygıya tolerans geliştirmek ve hatalı inançları fark ederek düzeltmek, terapinin temel aşamalarındandır” dedi.

Toplumsal kodlar sosyal fobiyi besliyor

“Sus küçüğün, söz büyüğün” gibi ifadelerin bireylerde özgüven kaybına neden olduğunu vurgulayan Tarhan, kültürel kodlarımızın sorgulamayı değil sessizliği ödüllendirdiğini ve bunun da sosyal çekingenliği pekiştirdiğini belirtti. Tarhan’a göre, bu anlayış geçmişte toplum düzenini sağlamış olabilir ancak günümüz iletişim çağında çocukların hesaplanabilir riskler alması teşvik edilmeli.

Çocuklara hata yapma izni verilmesi gerektiğini savunan Tarhan, “Anne babalar yalnızca hatalara değil, başarı potansiyeline de odaklanmalı. Hatalar gelişim sürecinin doğal bir parçasıdır” diye konuştu.

Sosyal fobi kader değildir

Sosyal fobi yaşayan bireylerin günlük hayatlarını sürdürebildiğini, ancak kariyerlerinde yükseldikçe bu kaygının daha belirgin hale geldiğini ifade eden Tarhan, “Terfi alan bir çalışan, daha çok iletişim kurmak zorunda kaldığında kaygı seviyesi artabilir ve işlevselliği azalabilir. Bu durum kişiyi terapiste yönlendirir” dedi.

Tarhan, sosyal fobinin psikoz düzeyine ulaşmadığı sürece tedavi edilebilir olduğunu belirterek, “Sosyal fobi bir kader değil, değiştirilebilir bir durumdur. Gelişmek için risk almak ve çaba göstermek gerekir” değerlendirmesinde bulundu.



Etiketler: #sosyalfobi #ergenlikkaygısı #psikiyatri #VRterapi #sosyalbeceri #çocukpsikolojisi #ekranbağımlılığı

www.iyipsikolog.com

Tepkiniz nedir?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Kızdım Kızdım 0
editor

Editör | CocukDoktoru.Net, çocuk doktorları ve pediatri uzmanlarının bilimsel görüşlerini; bebek ve çocuk sağlığına dair güncel haberleri, hastalıklar, tedavi yöntemleri ve koruyucu sağlık bilgilerini doğru, güvenilir ve anlaşılır bir dille sunar. Uluslararası sağlık haberciliği standartları doğrultusunda, resmî kaynaklara dayalı veriler ve uzman görüşleri analiz edilerek paylaşılır.

Yorumlar (0)

User